23 Ağustos 2014 Cumartesi

TİLLO'DA SEÇİMLER YENİLENİYOR

''DİCLE ÜNİVERSİTESİ'NDEN SAPTIRILAN GERÇEKLER''

Akademisyenler, üniversitenin gerçekleri saptırdığını ileri sürdü.

24 Mayıs 2012 Perşembe 10:12
''DİCLE ÜNİVERSİTESİ'NDEN SAPTIRILAN GERÇEKLER''


Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç’ın bir süre önce yaptığı ''Artık elaman yok, tıp alanında da yok. Neden? Çünkü tıp dışarıda korkunç paralar veriyor. Şu an üniversitelerin, fakültelerin, tıp fakültelerinin durumu Doçentlere, Yardımcı Doçentlere teslim olmuş. Hocalar kalmadı bu çok acı bir durum."  Üniversitemiz Tıp Fakültesinden bilim insanlarının ayrılmasında Diyarbakır’da terör ortamı sorumludur'' açıklamasının yankıları sürüyor.

Rektörün açıklamasının ''Hoca arıyoruz ama bulamıyoruz'' anlamına geldiğini ve açıklamasının çelişkilerle dolu olduğunu hatırlatan bir grup akademisyen, bir süre önce yaptıkları basın açıklamasına verilen cevap metninde de alakası olmayan konulara değinildiğini söyledi.

-''KAMUOYU YANILTILIYOR''-

İlgisiz konular ön plana çıkarılarak, gerçeğin; çelişkili ifadelerle geçiştirilmeye çalışıldığını kaydeden akademisyenler, şöyle dedi:

''Basın açıklamamızda söylenen ifadeler net olarak rektörün yapmış olduğu basın açıklamasına cevaptan ibarettir. Üniversiteye eleman bulabiliyorlar mı bulamıyorlar mı? Bizler para kazanmak için mi üniversiten ayıldık, yoksa terör canımızı sıktı da çok sevdiğimiz görevlerimizden çekildik.
Bizler, Prof. Dr. Jale Saraç rektör olarak atandıktan sonra haksız yere alınan tutanaklarına, anlamsız ve yıldırmak amaçlı kerhen düzenlenmiş soruşturmalarına, 'yönetim için ötekisin artık, sana yönelik yıldırmacı, taraflı tutumlarımızdan anla ve defol da git' yaklaşımıyla yüz yüze kalmış kişileriz.
Kim oluyoruz da Prof.Dr. Saraç’ın rektörü olduğu bir üniversitede akademisyen olarak çalışmak istiyoruz. Rektörlüğün son yaptığı açıklamanın cevap niteliğinden yoksun kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir açıklama olduğunu düşünüyoruz.''

-''YASA ÇİĞNENİYOR''-

 
Akademisyenler, eski öğretim üyeleri olarak 15 Mayıs 2012 tarihinde bir basın açıklaması yaparak Prof. Dr. Saraç’ın beyanının aksine Üniversiteye dönmek istediklerini, ancak, haklı hiçbir gerekçe gösterilmeden başvurularının ret edildiğini beyan ettiklerini hatırlattı.
 
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60’ıncı maddesinin (b) bendinde; ''Yükseköğretim kurumlarından, mahkeme veya disiplin kararları ile çıkarılanlar hariç olmak üzere herhangi bir nedenle kendi isteği ile ayrılan öğretim üyeleri başvuruları üzerine bu Kanun hükümleri çerçevesinde kadro koşulu aranmaksızın tekrar ayrıldıkları yükseköğretim kurumlarına dönebilirler'' şeklinde net bir ifade olmasına rağmen, üniversiteye dönmelerinin engellendiğini ifade etti.

Açıklamada, şöyle denildi:
''Üniversitedeki görevinden istifa ederek ayrılanların 2547 sayılı yasanın 60/b. Maddesine göre tekrar dönme isteklerinin karşılanabilmesi kurumların ihtiyacı olması şartına bağlanmıştır. Aksi halde kurumumuzdan şimdiye kadar ayrılanların tekrar göreve alınması zorunluluğu olsaydı, ihtiyaç fazlası çok sayıda eleman çalıştırılması zorunluluğu olacaktı ki bunun da kamu yararına olmayacağı açıktır' denilmiştir.
İstifa eden ve üniversiteye dönmek isteyip alınmayan öğretim üyelerinin hepsi şu an Doçent olup, yeni alınmış olan yardımcı doçentlerden deneyim ve kariyerleri kamu yararı açısından daha üstündür. Daha vahim olanı hiç uzman bulundurmayan alanlarda bile yapılan başvurular ret edilmiştir.
Örneğin başvurduğu dönemde üniversitede Pediatrik Endokrinoloji uzmanı olmadığı halde Pediatrik Endokrinolog olan Doç. Dr. M. Nuri Özbek’in başvurusu hiçbir gerekçe gösterilmeden ret edilmiştir. Anlaşıldığı gibi Dicle Üniversitesi açısından eski öğretim üyelerinin başvurularının kabulü hastalar açısından kamu yararı da olsa rektörlük tarafından kabul görmemektedir. Yoksa kadro şişkinliği olur dedikleri ve 7 yardımcı doçent aldıkları üroloji kliniğine 8. yardımcı doçent almak için ilana çıkmalarını nasıl açıklayacaklar. Eğer bir öğretim üyesi ihtiyacı varsa ve bir doçent yerine bir uzman alınmak istenmişse hangi kamu ve bilimsel yarar gözetilmiştir ve bunun izahı mümkün müdür?''

-''AÇIKLAMANIN SEÇİMLE İLGİSİ YOK''-

Açıklamada, ''konunun rektörlük seçimine yakın tekrar gündeme taşınması manidardır“ denilmesine anlam veremediklerini, basın açıklamasında rektörlük seçimleriyle ilintili tek bir kelime dahi sarf edilmediği belirtildi.

Basın açıklamasını yapan eski öğretim üyelerinden hiçbirinin oy hakkının da olmadığına dikkat çekilen açıklamada, ''Bu açıklamamız tamamen rektörlüğün yaptığı açıklamaya cevaptır. Dolayısıyla eğer seçimle ilgili manidar bir durum varsa bunu yaratan mevcut yönetimin bizzat kendisidir'' denildi.

-''KAÇ KİŞİNİN AYRILDIĞI NET OLARAK AÇIKLANSIN''-

Açıklamada, Doç Dr. Ferruh Akay'ın dönmek istemesine rağmen isteğinin reddedildiği belirtilerek, ''Eğer samimi ve doğru iseler kaç öğretim üyesinin ayrıldığını net rakamlarla ortaya koyup, bu ayrılan öğretim üyelerinden kaçına idari soruşturma açtıklarını, ne cezalar verdiklerini, yargı süreçlerini, taraflarına açılan Mobbing davalarının olup olmadığını ve kaç tane olduğunu açıklarlar'' denildi.

Açıklamada, haklarında soruşturma açılan öğretim üyelerinin adları da belirtildi.

Üniversite rektörlüğü tarafından verilen yanıtta Doç. Dr. Ferruh Akay’ın üniversiteye dönmek için dilekçe verdiği, ancak kendilerinin ondan önce kadroyu doldurduklarını ve yeni gelen ekibin de Diyarbakır’da yapılan bir çok ameliyatı yaptıklarını belirttiğine yer verilen açıklamada, ''Dicle Üniversitesi kadar köklü bir geçmişe sahip üroloji kliniğinde daha önce ameliyatlar ve bilimsel çalışmalar yapılmış ve bunun sonucunda da bir çok profesör, doçent yetiştiren bir bilgi kliniği olmuştur. Bu çalışmalar tıp etiğine uygun olarak basında reklam unsuru olarak kullanılmamıştır''denildi.

-LAPAROSKOPIK AMELİYATLAR YENİ DEĞİL''-


Açıklamada, ''sadece bu dönemde son derece güzel bilimsel yayınlar ve ameliyatlar yapılıyor'' demenin başta buradan yetişip başka yerlerde görev alan Üroloji hocaları ve basın metnini okuyan Doç. Dr. Ferruh Akay’ı küçük düşürmek için söylendiği kaydedildi.

Övünçle bahsedilen ürolojik laparoskopik ameliyatların üniversite üroloji kliniğinde 2005 yılından beri yapılmakta olduğu, bu ameliyatların yapılmasında kullanılan ve (sanırız ki halen kullanılan) cihazların yine basın metnini okuyan  Doç. Dr. Ferruh Akay’ın proje yürütücüsü olduğu D.Ü DÜBAP koordinatörlüğü tarafından desteklenen ve tamamlanan bir projeyle alındığı ifade edilen açıklamada, ''Kendisi bilgilerini artırmak ve deneyim kazanmak amacı ile de üniversite tarafından Amerika’ya görevlendirilmiş ve rotasyonunu başarı ile tamamlayarak dönmüştür'' denildi.

-''GEREKÇELER GERÇEKTEN ÇOK UZAK''-

Açıklamada, Dicle üniversitesi rektörlüğünün dört yıllık görev sürecince kimlerin, hangi öğretim üyelerinin, yardımcı doçent, doçent ve profesör kadrolarını hangi sebeplerle vermedikleri veya geç verildiğinin açıklanması istendi.
''Özlük haklarının yanlı  kullandırılması üniversite için ötekileştirme değil midir? Bu yapılanlar acaba hangi bilimsel anlayışla bağdaşmaktadır'' denilen açıklamada, şöyle denildi:

''Bir önceki yönetim tarafından özellikle İç hastalıkları ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümlerinde üst ihtisas yapmaları nedeniyle Sağlık Bakanlığı'nda mecburi hizmet yükümlülüklerine tabi tutulan, bu nedenle kadrolarından ayrılmak zorunda kalan ve mecburi hizmetlerini tamamladıktan sonra eski kadrolarına geri dönmek isteyen öğretim üyelerinin istekleri hangi bilimsel nedenler ile reddedilmiştir? Bu öğretim elemanlarının bazıları şunlardır: Doç Dr. Ramazan Danış (Nefroloji), Doç Dr. Şeyhmuz Özmen (Nefroloji), Doç Dr. Deniz Gökalp (Endokrin ve Metabolizma), Doç Dr. Abdullah Altıntaş (Hematoloji), Yrd. Doç. Dr. Yekta Tüzün (Gastroenteroloji), Doç. Dr. Mehmet Nuri Özbek (Çocuk Endokrinolojisi).
Şu gerçeklik ortadadır ki üniversiteye dönüş başvurularımız vardır ve bu kadrosuzluk veya ihtiyaç yokluğu bahaneleriyle geri çevrilmiştir. İhtiyaç yoktur gerekçesiyle başvuruları ret edilen bazı öğretim üyelerinin, başvurdukları bölümlerde tam zamanlı çalışan tek bir öğretim üyesi bile yoktur. Rektör hanım öğretim üyesi bulmak için kendi üniversitesinin yetiştirdiği öğretim üyelerini görmezden gelip başka illere ulaşmaya çalışmaktadır. Bu da gerekçenin aslında gerçeklikten ne kadar uzak olduğunu göstermektedir. Bu; 'benim adamım değilsin, sen bu üniversiteye giremezsin' mantığıdır.'' 

Anahtar Kelimeler: Dicle Üniversitesi

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Sizce Bir haber sitesinde neler olmalı?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
  • Haber Sistemi DEMO v5 - 08 Ekim 2011Manşeti
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV
Review www.haberindili.com on alexa.com
banner52